Cevapla 
 
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
ŞABAN AYI
01-24-2014, 05:52 PM
Mesaj: #1
ŞABAN AYI
Allahu Teala’nın kullarına rahmetini ve nimetlerini çok ça ihsan ettiği vakitlerden biri de üç ayların ikincisi Şaban ayıdır. Şübhesiz bu ay, bunalan ruhlarımızı dinlendirmek, Allahu Teala’nın rahmet ve merhametine sığınmak için en önemli fırsattır. Allahu Teala bu ayda yapılan yakarışları, tevbelerin ve iyiliklerin mükafatını hesapsız bir şekilde vermektedir.
Resulullah (sav), Şaban ayına da çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi. Bununla birlikte Resulullah (sav): “Şaban ayı girince nefsinizi temizleyin bu ay boyunca niyetlerinizi iyi ediniz.” Diye nasihatte bulunmuştur.

İlahi feyz ve bereketin yeryüzünü şenlendirdiği bu mübarek ay, müminler için en karlı ve kazançlı fırsattır. Çünkü Şaban’ın değer ve kıymetini arttıran en önemli tarafı, diğer aylara göre (Ramazan hariç) yapılan her amelin ve ibadetin sevabının üç yüz kattan fazla oluşudur. (Şuaralar) Diğer vakitlerde kılınan bir rekat namazın sevabı on ise, Şaban ayında üç yüzden fazladır. Okunan her bir Kur’an harfi için üç yüz Cennet meyvesi vardır.

Yine bu ihsan ve bağış ayı olan günlerde amel defterimizin sevap hanesine kaydettirdiğimiz ibadetler, nefsin ve şeytanın oyunlarından kurtulmak için birer kalkandır. Çünkü farkında olmadan veya bir anlık gaflet sonunda işlediğimiz hata ve kusurların keffareti olabilecek hasenat ve iyilikler en bereketli şekilde bu günlerde elde edilmektedir. Ayrıca bu ibadetler ileride hücumuna maruz kalabileceğimiz günahlar için de bir siper hüviyetini taşır.

Bu mübarek günleri değerlendirerek gün ve gecelerimizi manevi yönden daha çok bereketli kılarsak, bu ayın feyzinden daha fazla istifade etmiş oluruz. Bu aylarda tutulan oruç farz ve vacip olmayıp sadece sünnettir. Peygamberimize uyarak sevap ve mükâfatına nail olmak için oruç tutmaya gayret ederiz.

Resulullah (sav): “Şaban ayında üç gün oruç tutana, Hak Teala, Cennette bir yer hazırlar.” (Ey oğul ilmihali) ve; “Şaban günahları temizleyendir” buyurarak kadrini yüceltirdi. (Keşfül Hafe)

Hz. Aişe (r.anh) buyurur ki: “Resulullah (sav) bize ‘hiç bozmayacak’ dedirtecek kadar oruç tutar ve ‘Artık oruç tutmayacak’ dedirtecek kadar oruca ara verirdi. En çok şaban ayında oruç tutardı.” (Buhari)

Usame İbni Zeyd (r.a) buyurur ki: “Resulullah (sav)’a:
-Ya Resulullah! Seni Şaban ayı kadar hiçbir ay oruçlu görmüyorum, dedim. Bana şöyle cevap buyurdu:
-Şaban, Receb Ayı ile Ramazan ayı arasında ihmal edilen bir aydır. Bu ay; içinde amellerin Allah katına çıkarıldığı bir aydır. Bende amelim Allah katına çıkarken oruçlu olmak istiyorum, diye buyurmuştur. (Nesai)

Peygamberimizin Şaban ayına gösterdiği bu hürmetin bir sebebi de devamında gelecek olan Kur’an ayı olan Ramazan’dan dolayı idi. Hz. Enes (r.a)’in rivayetine göre, Resulullah (sav)’a sual ederler:
-Ya Resulallah, Ramazan’dan başka en faziletli oruç ayı hangi aydadır?
Bu soruya Resulullah (sav):
-Ramazan’ı tazim için (Ramazan hürmetine) Şaban’da tutulan oruçtur, cevabını verirler. (Tirmizi)

Hz. Aişe (anh)’den rivayette: “Resulullah (sav) bazı aylarda çok oruç tutardı. Hatta, biz, onu bu ayda hiç iftar etmedi sanırdık. Bazı aylarda da çok iftar ederdi. Hatta, biz, onu bu ayda hiç oruç tutmadı derdik. Resulullah (sav)’ın Ramazan’dan başka bir ayın orucunu tamamladığını görmedim. Şaban’daki kadar, kendisinde, çok oruçlu olduğu bir ay da görmedim” (Buhari)

Hz. Aişe başka bir rivayetinde bu konuda şunları söyler: “Resulullah (sasv) senenin hiçbir ayında Şaban ayındakinden fazla oruç tutmaz ve şöyle buyururdu:
-Amellerden gücünüzün yettiğini yapın. Çünkü siz bıkmadıkça, Allah da size asla bıkmış muamelesi yapmaz. Allah yanında amelin en makbulü, kişinin az da olsa devam üzere işlediği ameldir.” (Müslim)

Rivayetlerde Şaban ayının tamamını oruçlu geçirmenin veya bir kısmında oruç tutmanın caiz olacağı hükmü çıkarılmaktadır. Şaban ayında oruç, namaz, sadaka gibi ibadetlerin ve diğer imani ve İslami hizmetlerin fazla yapılmasının bir hikmeti de, gelecek olan Ramazan ayı için zihnen, bedenen ve ruhen bir hazırlık ve alışkanlığa sebep olmasıdır. Çünkü bazı insanlar, “Nasıl olsa, Ramazan gelince daha çok ibadet ederiz” diye gaflet ve tembelliğe kapılabilirler. İşte Şaban’da yapılan ibadetler bu perdeyi yırtmaktadır.

Şaban, Resulullah (sav)’ın “Benim ayım” dediği bir aydır. Bizlerde şaban ayında Resulullah (sav)’a bağlılığımızı göstermek zorundayız. Bunu ancak sünneti seniyeye itaat ve O’na salatü selam getirmekle olur.
Receb ve şaban ayları, Ramazan ayının müjdecisidir. Dinimizde ayrı bir yeri olan bu üç aylar, kişide insani özelliklerin ve iradenin olgunlaşmasında rolü büyüktür. Regaib, Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden istifade eden kişi Ramazan ayında her türlü kötülüklerden kendini korur. Kadir gecesinde ise kurtuluşa erer.

Abdulkadir-i Geylani Hazretleri şöyle demiştir: “Receb cefayı terk ayıdır; Şaban amel ve vefa ayıdır; Ramazan ise sadakat ve sefa ayıdır. Receb tevbe ayıdır; Şaban muhabbet ayıdır; Ramazan Hakka yakınlık bulma ayıdır. Receb hürmet ayıdır; Şaban hizmet ayıdır; Ramazan nimet ayıdır. Receb ibadet ayıdır; Şaban zahidlik ayıdır; Ramazan ise, ziyadesi ile nimetlere ermek ayıdır. Receb ayında iyilikler kat kat artar; Şaban ayında kötülükler kalkar; Ramazan ayında ikramlar gelmeye başlar. Receb önde gidenleri ayıdır; Şaban, ortadakilerin ayıdır; Ramazan ise asilleri ayıdır.
Buna göre Receb ekim ayı, Şaban sulama, Ramazan ise harman ayıdır. Her ekilen ne ekildiyse biçilir.
Cenab-ı Hak bizleri Şaban ayının nurundan ve feyzinden en azami mertebede istifade eden kullarından eylesin.

BERAT GECESİ

Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allahu Teala, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar: Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri. (Deylemi)
Berat, Şaban ayının onbeşinci gecesidir. Tefsirlerde Kur’an-ı kerimin, Levh-il-mahfuza bu gece indirildiği bildirilmektedir. Ayet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:

Apaçık beyan eden o Kitab’a (Kur’an’a) yemin olsun ki, gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik; şübhesiz ki biz, (mahlukatı onda va’d edilen azabımızla) korkutucularız. (Duhan/ 2-3)

İbni Abbas (r.a) bu ayetleri şöyle tefsir etmiştir: “Ya Muhammed! Kıyamete kadar olacak her şeye hüküm ve kazası ulaşıcı olan Allahü Teala ve hak ile batını birbirinden ayıran Kur’an-ı Kerim hakkı için biz onu (Kur’an-ı Kerim’i) mübarek bir gecede Şaban’ın nısfı Berat gecesinde indirdik” buyurmuştur. Alimlerin çoğu da bu izahatlara riayet etmiştir.

Daha önce Ulu defterde (Levh-i Mahfuz’da) bütün mülk üzerinde kıyamete kadar olacak işler açıkca ve etraflıca vakit ve tarihi ile yazılmıştır. Berat gecesi geldiği zaman Allahu Teala bu Ulu defterin emini olan İsrafil (a.s)’e emreder ki, “Bu mülkün içinde bu geceden gelecek bu geceye kadar olacak işleri çıkartıp dört defter bağlansın ve bunları mukarreb meleklerden dört meleğe teslim etsin.”
1-Yer ehlinin rızk defterini Mikail (a.s)’e teslim eder.
2-Vahy indirmek, yer üzerinde olan savaşlar, cidaller, zelzeleler ve azablar işinin defterini Cebrail (a.s)’e teslim eder.
3-Ameller defterini yani hayr’dan ve şerden bir yıla kadar ne denli ameller olursa bunların hepsini içine alan defteri İsmail (a.s)’e teslim eder. (İsmail (a.s) büyük bir melektir. Dünya göğünün tasarrufu onundur.)
4-Musibetler defterini de Azrail (a.s)’e teslim eder.
Allahu Teala, ezelde, hiçbir şey yaratmadan önce her şeyi takdir etti, diledi. Bunlardan, bir yıl içinde olacak her şeyi, Berat gecesinde meleklere bildirir. (S. Ebediyye)

Her sene, Şaban ayının on beşinci Berat gecesinde, o senede olacak şeyler, ameller, ömürler, ölüm sebepleri, yükselmeler, alçalmalar, yani her şey Levh-i mahfuzda yazılır. Resulullah efendimiz, bu gece, çok ibadet, çok dua ederdi.

Ayrıca Berat gecesi, geçmiş yılın defterlerinin bağlandığı gecedir. Bu yıl içinde işlenen tüm ameller bağlanıp kaldırılır. Amelleri Salih olanların ellerine beratları verilir. Geceyi ibadetle gündüzünü de oruçlu olarak geçirenler, yeni açılacak defterlerini kaza ve belalardan muhafaza edip hayırlara vesile olurlar.

Kadir gecesinin gizli, Berat gecesinin açık olmasının hikmetlerine gelince: Allahu Teala Kadir gecesini gizli bırakmasının hikmeti, kadir gecesinin rahmet, afüv ve cehennemden azad olmaya mahsus bir gecedir. Eğer bu gece belli olsaydı kullar bütün ümitlerini tek geceye mahsus yaparlar, diğer geceleri ihmal ederlerdi. Bu ihmalin ortadan kalkması için Kadir gecesini Allahu Teala gizlemiştir.
Berat gecesinin açık olması ise o gecenin mahlukat hakkında hüküm, kaza, rıza gecesi olmasıdır. Berat gecesinde müminler hidayete ve mağfirete uğrarlar. Günahlarından arınırlar. Bu olaylar insanların kendi iradelerine sahip olup olmamaları doğrultusunda geliştiği için Berat gecesini Allahu Teala açık etmiştir.
Yani, Levh-i mahfuzda olacak değişiklikler ve ömürlerin artması ve kısalması da, ezelde yazılmıştır. Allahu Teala ezeldeki ilmi nasılsa, Levh-i mahfuzdaki değişiklikler, ona uygun olur. (Tefsir-i Hazin)

Hz. Aişe (r.anh): “Ya Resulullah, Allahu Teala seni günah işlemekten muhafaza buyurduğu halde, neden Berat gecesinde çok ibadet ettin? diye sordu. Resulullah (sav) buyurdu ki:
-Şükredici kul olmayayım mı? Bu yıl içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu yıl içinde öleceklerin isimleri, bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip olunur. Bu gece herkesin amelleri Allahu Teala’ya arz olunur. (Gunye)

Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.

Berat Gecesinin Hakikati

Bu gecede ibadet nihayetsiz olarak faziletlidir. Bu gecede bu ümmet öyle mağfiret olur ki başka hiçbir gecede bu denli mağfiret olunmaz.
Bazıları Müslümanların yeryüzünde iki bayramına karşılık, meleklerin gökyüzünde iki bayram gecesi vardır. Bunlar Berat ve Kadir gecesidir. Müminlerin bayramı Ramazan ve kurban bayramı günleridir. Meleklerin bayramının gece olması onların uykuya ihtiyacının olmamasındandır. Müminlerin bayramının gündüz olmasının sebebi ise, onların geceleri uyumasındandır, demişlerdir.

Resulullah (sav): “Şaban’ın onbeşinci gecesi olduğunda Allahu Teala hazretleri insanların hallerine göre hareket eder. Müminleri mağfiret eder, suçlarını affeder. Kafirlere ise mühlet verir. Cezalarını çabuklaştırmaz. Kin tutan ve hased edenleri ise bu kötü huylarını terk edinceye kadar kendi halleri üzere bırakır.” diye buyurmuştur.

Hz. Ali (k.v)’den rivayette Resulullah (sav):
-Allahu Teala Şaban ayının onbeşinci gecesi dünya semasına nazar eder. Şunlardan başka bütün Müslümanların günahlarını affeder. Aftan hariç bırakılanlar şunlardır: Müşrik veya münafık veya akrabası ile münasebetini kesen, zinakar kadın, diye buyurmuştur.

Resulullah (sav):
-Allahu Teala rahmeti Şabanın onbeşinci gecesinde kulları üzerine iner. O gecenin rahmeti kime layık görülürse o kimse tertemiz olur. Bunun alameti olarak o kişinin halinde bir düzelme veya daha iyiye doğru bir gidiş görülür, diye buyurmuştur.

Ebu Hureyre (r.a)’den rivayette Resulullah (sav): “Cibril (a.s) Şabanın onbeşinci gecesi bana geldi:
-Ya Muhammed başını semaya kaldır, dedi. Bende:
-Bu gece nedir? Dedim. Cibril (a.s):
-Allahu Teal bu gecede rahmet kapılarından üçyüz kapıyı açar, kendisine şirk koşmayan herkesi af ve mağfiret eder. Ancak sihirbaz, kahin, içki düşkünü, riba yiyenler, zina etmekte ısrar edenler yani bunları devamlı işleyenler, velevki bunların birini bile işleseler (Allahu Teala öylelerini mağfiret etmez, tevbe edip bunlardan vaz geçinceye kadar) bu af fermanından faydalanamaz, buyurdu.” Demiştir.

Resulullah (sav): “Bu gecenin dörtte biri geçince Cibril (a.s) yanıma geldi:
-Ya Muhammed! Başını kaldır da semaya bak, dedi.
Baktım ve gördüm ki cennet kapıları açılmış:
Birinci kapının üzerinde bir melek “Devlet ve saadet bu gecede rüku edenler içindir.” Diye nida ediyor.
İkinci kapısında bir melek: “Ne mutlu bu gecede secde edenler” diyor.
Üçüncü kapıda bir melek: “Ne saadet bu gecede dua eden kimselere” diyor.
Dördüncü kapıda bir melek: “Maşaallah bu gecede zikredenlere” diyor.
Beşinci kapıda bir melek: “Ne kadar güzel bu gecede Allahu Teala’dan kokudan ağlıyanlar” diyor.
Altıncı kapıda bir melek: “Ne devlet, ne saadet Müslüman olanlara” diyor.
Yedinci kapıda bir melek: “Dileyen yalvaran kimdir? İstiyenlerin ihtiyaçları görülecektir” diyor.
Sekizinci kapıda bir melek: “Bu gecede tevbe edenler kimlerdir? Onlar bağışlanacak ve affedilecektir.” Diye çağırırlarken gördüm. Bunun üzerine Cebrail (a.s)’e sordum:
-Bu gece bu kapılar ne zamana kadar açık kalacaktır?
-Ta sabah oluncaya kadar, dedi. Sonra, Ya Muhammed Allahu Teala’nın bu gecede cehennem’den yarlıyacağı kullarının adedi Beni Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısıncadır. (Yani istisnalar hariç bütün Müslümanlar affedilecektir, demektir.) dedi.

Resulullah (sav): “Şaban ayının 15. gecesi, rahmet-i ilahi dünyayı kaplar, herkes affolur. Ancak haksız yere müslümanlara düşmanlık besleyen ve Allahu Teala’ya ortak koşan mağfiret olunmaz.” Diye buyurmuştur. (Beyheki)

Resulullah (sav): “Şabanın onbeşinci gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahu Teala buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim.” Bu hal, sabaha kadar devam eder.” Diye buyurmuştur. (İbni Mace)

Resulullah (sav): “Salih akrabayı terk eden, ana babaya asi olan Berat gecesi affa kavuşamaz.” Diye buyurmuştur. (Beyheki)

Yine Resulullah (sav)’ın: “Yüce Allah Şaban Ayı’nın onbeşinci gecesi kullara nazar eder ve Allah’a ortak koşanlar ile bozguncular dışında kalan bütün herkesi affeder” yukarıda anlatılan hadislere göre bu gece “Mağfiret gecesi” adını almıştır.

Resulullah (sav)’ın: “Şaban Ayı’nın onbeşinci gecesi Azrail’e bir sonra ki Şaban Ayı’na kadar ölecek olanların ismini bildirir. İnsan bir yandan ağaç diker, evlenir ve evler yaparken, öbür yandan adı ölecekler listesine geçmiştir. Azrail (a.s), kendisine son emir verilerek onun canını almayı beklemektedir.” Şeklindeki bir hadisine dayanarak, bu geceye bir isim de “Kıyamet ve takdir gecesi” dir.

Hz. Enes İbni Malik (r.a) buyurur ki: “Resulullah (sav) bir gün beni bir iş için Hz. Aişe (r.anh)’nin evine gönderdi. Eve varınca Aişe (anh)’ye: “Çabuk ol. Çünkü ben, Resulullah (sav)’ın yanından, etrafındakilere Şaban Ayı’nın onbeşinci gecesini anlatırken ayrıldım” dedim.
Bunun üzerine Aişe (r.anh) bana buyurdu ki: “Ya Enes (r.a) otur da sana Şaban Ayı’nın onbeşinci gecesi hakkında bir hadise anlatayım. O gece sıra bende idi. Resulullah (sav) eve geldi, yanımda yatağa girdi. Fakat geceleyin uyanınca onu yanımda bulamadım. İçimden “Her halde Kıpti Cariyesinin yanına gitti” dedim. Evden mescide vardım, karanlıkta ayağım O’na takıldı. O şöyle diyordu: “Sana cismimin ve duygularımın kemali secde etti. Kalbim sana inandı. İşte elim. Ey Yüce Allah, onunla işlediğim bütün kusurlara gelince, her uludan istenir, Sen de bütün günahlarımı bağışla. Yüzüm yaratıcısına, biçimlendirenine ve üzerine göz ve kulak açana secde etti.”
Arkasından başını kaldırıp şöyle dedi: “Allah’ım Bana içimde senin korkunu taşıyan, şirkten arı ve uzak, kafir ve günahkar olmayan bir kalp nasip eyle.”
Arkasından yine secdeye kapanarak şöyle dedi: “Öfkenden kaçınıp rızana, cezandan çekinip affına, senden uzak kalmaktan sakınıp Sana sığınırım. Ben seni övecek sıfatları sayamam. Sen kendini övdüğün gibisin. Ben kardeşim Davud gibi: “Efendim için yüzümü toprağa sürdüm, efendimin şanına yaraşan, affetmektir” diyorum.
Arkasından başını kaldırınca O’na: “Anam-babam yoluna feda olsun. Sen bir vadidesin, ben başka bir vadide (Sen ne yapıyorsun, benim aklıma gelen ne idi.) manasına gelen bir şey dedim. Bunun üzerine bana şöyle buyurdu: “Ey Hümeyra! Bu gecenin Şaban Ayı’nın onbeşinci gecesi olduğunu bilmiyor musun? Yüce Allah, bu gece Kelb kabilesinin sürüsünün koyunlarının kıllarının sayısı kadar kişiyi cehennemden azad eder. Yalnız şu altı kişi müstesna:
1-Devamlı içki içenler,
2-Ana-babasının kalbini kıranlar,
3-Zinaya düşkün olanlar,
4-Almıyacağı bir malın fiyatını yükseltmek için alış verişe karışanlar,
5-Suret (resim) yapanlar,
6-Koğucular.”
Anlatılan hadise dayanarak, bu geceye “Azad gecesi” adı da verilir.

Resulullah (sav)’ın: “İki bayram gecesi ile Şaban Ayı’nın onbeşinci gecesini ibadetle geçirenlerin kalpleri, diğer kalplerin öldüğü gün ölmez.” Şeklindeki hadisine dayanarak bu gecenin bir başka adı da “Hayat gecesi” dir.

Sübkı (r.a) Tefsir kitabında buyurdu ki: “Şaban Ayı’nın onbeşinci gecesi (Beraat gecesi) bir yılın günahlarını, Cuma gecesi bir haftalık günahlarını, kadir gecesi de bütün ömrün günahlarını giderir” Yani bu geceleri ibadet ile geçirmek, günahların giderilmesine sebep olur. Bu yüzden Beraat gecesinin bir adı da “Kefaret gecesi” dir.

Ayrıca Resulullah (sav)’ın Şaban’ın onüçüncü gecesi yaptığı dua üzerine Allahu Teala’nın kendisine Ümmetinin üçte biri üzerinde şefaat yetkisi verdiğini, ondördüncü gecesi yaptığı dua üzerine kendisine ümmetinin üçte ikisi üzerine şefaat yetkisi verdiğini ve onbeşinci gecesi dua etmesi üzerine ısrarla Allah’ın emrinden kaçanlar dışında kalan bütün ümmeti üzerine şefaat yetkisi verildiğini bildiren bir rivayete dayanarak, Şabanın onbeşinci gecesine “Şefaat gecesi” adı verilmiştir.

Resulullah (sav): “Berat gecesi göklerin kapıları açılır, melekler müminlere müjde verir ve ibadete teşvik ederler.” diye buyurmuştur. (Nesai)

Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, bilhassa ilim öğrenmelidir.

Berat gecesini ganimet, fırsat biliniz. Çünkü belli bir gecedir. Kadir gecesi çok büyük ise de, hangi gece olduğu belli değildir. Berat gecesinde çok ibadet ediniz. Yoksa kıyamette pişman olursunuz.

Konuyu özetleyecek olursak bu mübarek gecede, gelecek senenin bu gecesine değin bir senelik işler Allahu Teala tarafından belirlenir. Bu gecede hac edecekler tespit olur. Ölecekler ve doğacaklar belirlenir. Bir senelik ameller takdir ve tayin olur. Bütün her şey tespit edildikten sonra, ne bir eksi ne bir fazla bütün işler yerini bulur.

Bu gecede yeryüzüne ve Müslümanların üzerine: Rahmet (Günahı af olduktan sonra sevap verme), Bereket, Hayr, Afüv, Mağfiret (günahları bağışlama) yağar. Ancak bu ikramlardan faydalanmak için mümin olmak gerekmektedir.
Tüm Mesajlarını Bul
Alıntı Yaparak Cevapla
« Önceki | Sonraki »
Cevapla 


Forum'a Git:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir

İletişim | Uşşaki Erleri | Yukarıya dön | İçeriğe Dön | Hafif Sürüm | RSS